Duyu Bütünleme

A.Jean Ayres (1972) ve arkadaşları tarafından geliştirilen Duyu Bütünleme Terapisi yönteminin temel mantığı diyorki, çiçek koklamak gibi basit bir beceride bile bireyin başarılı olabilmesi için tüm duyularının uyum içinde çalışması gerekir..

Tüm duyularımız merkezi sinir sistemimizin bir parçasıdır.. Eğer bireyin merkezi sinir sistemi iletiyi “alırken” yada “işlemlerken” düzgün çalışmazsa çıkan sonuç düzgün olmaz!

 

Ayres Duyu Bütünleme teorisinde Vestibüler, Proprioseptif ve Taktil Sistemler üzerinde durmasına rağmen, öğrenmede görsel işlemlemenin merkezi olduğuna inanıyordu. Bunun yanında 1981 de Kay Sieg’e yazdığı bazı yazılarda, “Çocuğa sadece davranışsal açıdan ve davranışsal araştırmalar ve modeller ile bakarsan hiç bir zaman görsel algının temelinde Vestibüler sistem ile Proprioseptif, diğer duyular ile birlikte çalışmasının yattığını keşfedemezsin.” demiştir.

Duyu Bütünleme Beyin-Davranış ilişkileri üzerine bir teoridir. Teoriler kesin değildir; aksine teoriler varsayımlar üzerinden geçici açıklamalar sunar. Teori bazı konularda açıklama,plan ve tahmin yapmamızı sağlar.

Duyu bütünleme teorisi şu amaçlar ile kullanılmaktadır:

*Kişilerin neden belli şekillerde davranışlar sergilediğini / problemler yaşadığını açıklamak,

*Belirli zorlukları/problemleri düzeltmek için tedavi/müdahale planı yapmak,

*Müdahale / tedavi programının bir sonucu olarak davranış / problemin nasıl değişeceğini tahmin etmek.

Duyu Bütünleme teorisi üç bölümden oluşur. Birinci bölüm gelişimle ilgilidir ve normal duyu bütünleme fonksiyonunu tanımlar. İkinci bölüm Duyu Bütünleme bozukluklarını tanımlar ve üçüncü bölüm tedavi/müdahale programına rehberlik eder.

1.Öğrenme, hareket ve çevreden gelen duyuları içeri ( MSS ye) alıp işlemleme ve bu duyuları, davranışları planlamak ve organize etmek için kullanma yeteneğine bağlıdır.

2.Duysal işlemeleme kabiliyeti az/zayıf olan bireyler, öğrenme ve davranışı etkileyen uygun/tam aksiyonlar üretmekte zorluk çekerler.

3.Adaptif cevapların çıktığı, duysal olarak verimli interaksiyonlar/aktiviteler, duyusal işlemleme yeteneğini arttırır ve dolayısıyla öğrenme ve davranışı geliştirir.

Duyu Bütünleme teorisi disfonksiyon ve tedavi/müdahale ile ilgili bölümler içerdeğinden dolayı, bir değerlendirme ve tedavi/müdahale teknolojisine sahiptir.

Duyu Bütünleme Bozukluğu(SPD), Miller ve arkadaşları tarafından 2006 yılında yukarıdaki şekilde sınıflandırılmıştır.Bu sınıflamanın geçerliliği ile ilgili birçok çalışma yapılmış olup bunula ilgili çalışmalar devam etmektedir.Bu sınıflama bireyleri daha iyi tanımlama ve tedaviyi planlama açısından birçok kolaylık sağlamaktadır.

 

Duyusal Modülasyon Bozukluğu:

Modülasyon, ayarlama/uygun seviyede tutmak anlamında kullanılmaktadır.Duyu bütünlemede modülasyon bozukluğu 3 şekilde görülebilir.Bunlar uyarana normalin üstünde cevap verme, normalin altında cevap verme veya duyusal uyarım arayışı halinde olma şeklindedir.Bir bireyde bu problemler değişkendir ve bir duysal uyarana normalin üstünde cevap verirken diğerine normalin altında cevap verebilir.Bazen sabah normalin üstünde cevap verdiği duysal uyarana akşam veya 1 saat sonra normalin altında cevap verebilir.Modülasyon temel olarak nöronal eşik ile ilişkilendirilir.Sinir hücrelerine uyarıyı iletmek için, gelen uyarının belirli bir eşik değerini(gittiği hücrenin) aşması/geçmesi gerekmektedir. Bu eşik değeri bireyin uyku- uyanıklık, duygusal durum, biyokimyasal olaylar vb. den etkilenmektedir.Modülasyon problemi olan bireylerde bu eşik değeri değişkendir veya uyarı eşiğe göre arttırılıp azaltılamamaktadır.Modülasyon problemi olmayan insanlarda bu eşik sürekli stabil tutulmaya çalışılır veya uyarımın şiddeti eşiğe göre azaltılır veya arttırılır.

Modülasyon problemleri pratikte şöyle görülür:

-Saçlarının taranması veya traş edilmesinden rahatsız olmak

-Tırnak kesiminden rahatsız olmak

-Yüzünün yıkanmasından rahatsız olmak

-Diş fırçalamaktan rahatsız olmak

-Birçok yemeği reddetme

-Elbiselerin etiketlerinden rahatsız olmak

-Herşeye gereğinden fazla dokunmak

-Nesnleri gereğinden fazla sıkı tutmak veya gevşek tutmak

-Herşeyi koklamak

-Yiyecek olmayan nesnelerin ağza atılması, çiğnenmesi

-Aşırı hareketlilik

-Salıncak,kaydırak vb. hareketli ortamlardan kaçınmak

-Bazı seslerden rahatsız olmak veya bizim farkında olmadığımız seslerin farkında olmak

-Parlak ışıklardan rahatsız olmak

-Sürekli biryerlere çarpmak, takılmak

Duyusal Ayırım Bozukluğu:

Duyusal ayırım bozukluğu, gelen duyusal uyarının ayrıntılandırmakla ilgili bir problemdir.Ayırt etme özelliği merkezi sinir sisteminde üst merkezlerin işidir.Gelen sesin kime ait olduğu, hangi yönden geldiği vb ayrıntılar merkezi sinir sisteminin üst merkezlerinde işlemlenir.Veya hareketin hızı, şiddeti, derinlik vb ayrıntılar ayırt etme ile ilgili bazı örneklerdir.

Bunlar pratikte şöyle görülür:

-Birey yürürken önünde duran nesnenin uzaklığını ve yüksekliğini kestiremez ve ayağını çok erken veya geç kaldırabilir veya az/çok kaldırabilir.

-Birey bir nesneyi almak için uzanırken hedefi tutturamaz.

-Bir nesneyi gereğinden sert veya yumuşak tutabilir.

-Daha önce duyduğu bir sesi tanımakta zorlanabilir veya ondan her seferinde korkabilir.

-Ona seslenildiğinde sesin nerden geldiğini kestirmekte zorlanabilir.

-Ona dokunan şeyin ya da dokunduğu şeyin görsel bilgi olamadan ne olduğu neye benzediği ile ilgili fikir yürütmekte zorlanır.

-Tatların farklarını anlayamaz veya kokuları birbirinden ayıramaz .Ya da hangi kokunun neye ait olduğunu anlamakta zorlanır.

-Pazıl vb görsel oyunlarda zorlanır.

-Büyük-küçük ayırımını yapmakta zorlanır

-Koşarken durmakta zorlanır veya hızını ayarlamakta zorlanır

Duyusal Kaynaklı Motor Problemler:

Duyusal kaynaklı motor problemler ikiye ayrılır;

Postüral problemler; genelde denge ve haraket hissini sağlayan duyuların koordine ve iyi işlemlememesi ile ilgili bir problemdir.Kişi gelen bu duyuların iyi işlenmemesine bağlı olarak duruş, denge ve hareketle ilgili problemler yaşar.

Pratikte; vücudunu dik tutma, düşmemek için kendini doğru bir şekilde pozisyonlama, düştüğünde kendini koruyacak reaksiyon açığa çıkarmakta zorlanır.Vücudu hamur gibidir, ayakta dururken sürekli birilerine veya eşyalara yaslanma ihtiyacı duyar.Yerden kalkarken desteğe ihtiyaç duyar.

Dispraksi; bu problem yukardaki duyulara ek olarak dokunma duyusunu da kapsar.Bu üç temel duyunun iyi işlemlenmemesinden kaynaklı bir bozukluktur.Kişi bir aktiviteyi(vücudunu kullanarak) nasıl yapacağını bilemez, planlayamaz ve açığa çıkaramaz.Ya da bu üç basamağın biri veya ikisinde problem yaşayabilir.

Pratikte; parktaki salıncağa binmek ister fakat nasıl bineceğini kestiremez/planlayamaz, tırmanma vb aktivitelerden kaçınır, elbiselerini giyinmekte zorlanır, resim vb becerileri zayıftır, yazı yazmak zordur.Özellikle yeni vücudunu kullanarak yapması gereken yeni görevlerde zorlanmalar şeklinde kendini gösteren bir durumdur.

Duyu Bütünleme bozuklukları çok komplekstir.Genelde tek başına bir kategoriyi görmek zordur.Birkaç bozukluk farklı şekillerde görülür.Bu nedenle birey birkaç yöntem ile değerlendirlir ve en uygun tedavi programı hazırlanır.Değerlendirme aile tarafından doldurulan formlar, klinik değerlendirme ve video gözlemleri ile ayrıntılı bir şekilde yapılmalıdır.Terapi aynı zamanda bir değerlendirme şeklinde geçmelidir.

Çocukların/Bebeklerin Duyu Bütünleme Terapisi İhtiyacı Olduğu Nasıl Anlaşılır?

  1. Kolay korkma (doğumdan 3 aylığa kadar)
  2. Zayıf kas tonu
  3. Kendini kontrolde problem, normal dışı telaşlı
  4. Elleri bir araya getirmede veya oyuncakları birbirine çarpmada problem
  5. Yavaş yuvarlanma, oturma veya ayağa kalkma
  6. Bebek konuşmasında (agulama) zorluk
  7. Keşfetme problemleri
  8. Hareket ettirildiğinde ağlama veya gerginlik
  9. 6 aylıktan sonra sıklıkla elleri yumruk yapma
  10. Baş aşağı durmayı tölera edememe
  11. Banyodan hoşlanmama
  12. Yaşına uygun oyuncakları oynama da problem
  13. Kucağa alınınca, kucakta tutulunca rahatsız olma
  14. Emme güçlüğü
  15. Aşırı aktif ve aşırı hareket peşinde
  16. Oturma veya uyku problemleri

Bir cevap yazın